Buradasınız
Home > Dosya > KPMG Otomotiv’in Yol Haritasını Araştırdı

KPMG Otomotiv’in Yol Haritasını Araştırdı

Avrupa ve Kuzey Amerika’da amaca özel üretilmiş araçlara ve Çin gibi yükselen pazarlarda güvenli ve düşük maliyetli araçlara yönelik artan tüketici talebi, global otomotiv üreticilerinin önemli ölçüde değişen manzaraya en iyi nasıl uyum sağlanacağını değerlendirmelerine sebep olmakta. Bu yıl ilk kez Türk Otomotiv Sanayinin de temsilcilerinin katıldığı KPMG International’ın 12. yıllık global otomotiv anketinde, önde gelen otomotiv üst düzey yöneticilerine önümüzdeki beş yılda yeni zorluklarla nasıl mücadele edecekleri, yenilenen ve gelişmekte olan değer zincirinde nasıl öncülük edecekleri soruldu.

Anketi değerlendiren KPMG Türkiye Otomotiv Başkanı  Ergün Kış  görüşlerini “Bu kamuoyu araştırması bir değişim habercisi,”  “2004 yılında, yakıt verimliliğinin tüketicinin satın alma kriterlerinde daha üst sıralarda yer alabileceği öngörülmüştü. Oysa bugün, tüketicinin en çok önem verdiği husus yakıt verimliliği.” olarak aktardı

Otomotiv Endüstrisi için Geleceğe Dönük Bir Yol Haritası Oluşturma, KPMG 2011 Global Otomotiv Üst Düzey Yönetici Anketi tüketici eğitimleri ve teknolojik yenilikler; yeni işletme modelleri; büyüme ve karlılık için fırsatlar ve önümüzdeki beş ila 10 yıl içerisinde yükselen piyasalarda beklenen zorluklar ve fırsatlar hakkında 200’ün üzerindeki global otomobil üreticinin, tedarikçinin ve bayinin yaklaşımlarını sunmakta.

“Aslında iki boyutlu bir global pazardan bahsediyoruz,” diyor, Ergün Kış ve ekliyor “Çoğu gelişmiş ülke değişen mobilite davranışı problemi ile mücadele etmeye çalışırken, Asya’daki gelecek vaat eden bölgelerde mobilite konusunda daha da istekli nüfusa farklı araç türleri sunma noktasında bir ihtiyaç var. Otomobil üreticileri bu beklentilere cevap vermek için hızlı hareket etmek zorundadır.”

Tüketici Eğilimleri Amaca Uygun Araçlar Yönünde, ‘Mobilite Çözümleri’

Nüfus artışı ve şehirleşme tüm otomotiv sektörü manzarasında önemli bir değişimi tetiklemekte. Düşük emisyon bölgesindeki artış ve şehir merkezlerine erişimin sınırlandırılması – Masdar, Birleşik Arap Emirlikleri  – sadece bir başlangıç olabilir.

Tüm dünya, bir yandan ARGE çalışmaları devam eden makul fiyatlı elektrikli araçları beklerken, bu çalışma, ‘mobilite hizmet çözümlerinin’[1] bazı katılımcılara göre bakış açılarını değiştirebileceğini göstermekte. Katılımcıların sadece yüzde dokuzu mobilite çözümlerinin stratejilerinin önemli bir kısmını temsil ettiğine inanırken, Daimler, Peugeot, BMW ve diğerleri gibi otomotiv üreticileri bu alanda yatırımlarına çoktan başlamış durumda.

Bu yükselen trendler katılımcılar arasındaki baskın görüşü de sembolize ediyor… Katılımcıların yüzde yetmiş üçü araçların özel amaçlara göre tasarlanacağına inanmakta ve yüzde 76’sı araç tasarımının şehir planlaması tarafından belirleneceğini söylemekte. Bu kapsamda Türk Otomotiv Endüstrisinin en önemli isimlerinden olan ve araştırmaya Türkiye’den katılan Karsan Otomotiv Murahhas Azası Jan Nahum, bu raporda geleceğin New York Taksi projesini otomotiv dünyası ile paylaşıyor.

“Bu vizyoner yaklaşım sektördeki oyuncuları otomotiv değer zincirinde lider konuma taşıyacak bir rekabet aracıdır,” “Bu bakış açısını taşıyan ve mobilite sistemine sahip olanlar pazara sahip olabilirler.” diye görüşlerini ifade ediyor, Ergün Kış.

Mobilite hizmet çözümlerinin ortaya çıkması ile birlikte, bir araç satın alırken hala tartışmasız bir biçimde en büyük etken yakıt verimliliği. Katılımcıların yaklaşık yüzde 80’i hibrit ve elektrikli araçların önümüzdeki beş yılda herhangi bir araç kategorisindeki büyümede aslan payına sahip olacağını düşünmekte. Ancak, çoğu katılımcı devlet makamlarının rolünün sürekli olmasını bekliyor; çünkü kısa vadede elektrikli araçların sübvanse edilmedikçe makul fiyatlarla satın alınamayacağına inanmakta.

Değer Zincirinde Yeni Teknolojiler ve Değişen Sorumluluklar

Katılımcıların çoğu elektrikli araçların önümüzdeki beş yılda geniş kitlelerce satın alınabilir düzeyde olmayacağını söylerken, bu kategorideki tüm mevcut alternatif yakıt teknolojilerindeki yatırımlar önemli. Katılımcıların neredeyse yüzde 90’ı önümüzdeki beş yılda hibrit sistemler, akü elektrik gücü veya hidrojen yakıt hücresi teknolojisine yatırım yapmayı planlamakta.

Alternatif yakıt ve güç aktarım mekanizmalarına yönelik ilgi güvenlik üzerinde daha kesin bir odaklanma sağlayacak. Ergün Kış konuyla ilgili görüşlerine şöyle devam ediyor: “Çok sayıda araca yeni teknoloji ile güç verildikçe, yanıcı aküler ve diğer tehlike olasılıkları artmakta ve hem tedarikçilere hem de OEM’lere güvenlik ile ilgili hayati bir rekabet avantajı elde etme yoluyla lider olma olanağı vermekte.”

Alternatif yakıt ve güç aktarım teknolojilerinde yeniliklerde liderlik yarışında, büyük oyuncuların yüzde 68’i, sermayeyi önemseyip tek başına gitmek yerine stratejik ortaklıklara veya ortak girişimlere girmeyi tercih etmekte. Bu görünüm çoğunlukla EMEA ve Amerika bölgesindeki global oyuncular arasında paylaşılmakta. Asya Pasifik bölgesindeki şirketler daha çok bu yatırımları fonlamak için kredileri teminat altına alma eğiliminde.

Bu hareketler, otomotiv değer zincirinin nasıl gelişim göstereceği ile ilgili önemli sonuçlar ortaya koymakta. Kış’a göre: “İşbirlikleri, risk ve maliyeti paylaşmanın yanı sıra  teknolojik know-how’a erişim sağlamanın iyi bir yoludur.” “Bu özellikle hibrit ve elektrik güç aktarım teknolojisi için doğrudur. Burada dikkate değer bir husus ise, bu ortak etkinliklerin tedarikçi ve imalatçılar arasındaki farkı  ortadan kaldırabilir.”

Ankete katılanların yarısı, stratejik ortaklık ve böylece hızlı teknolojik yeniliklerin sağlanması ile, sektörün OEM’ler, tedarikçiler, sektöre yeni girenler ve niş oyuncular arasında yeni dinamik bir biçim alan bir değer zincir gelişimi göreceğine inanmaktadır.

Katılımcıların belli bir süreyi alacağına inandığı bu değişimler, değer zincirinin neresinde markanın baskın olacağını ve güç transferi teknolojisinde öncülük yapacak olanın orijinal ekipman üreticileri (OEM) veya onların ortakları olup olmayacağı sorularını ortaya çıkarmaktadır. Katılımcıların üçte ikisi OEM’lerin kendi güç transferi teknolojilerine 2020’ye kadar sahip olacağına inanmaktadırlar.

“Pazar koşullarının sürekli olarak değiştiği yeni dünyada tedarikçi gelişimi ve inovasyon hızı için olmazsa olmaz koşul: bilgi birikimidir.” şeklinde eklemektedir Ergün Kış. “Bununla birlikte, otomotiv üreticilerinin teknolojilerini, know-how’ı ve marka bilinirliğini muhafaza etmek için yeni işletme modelleri üzerinde düşünmeye başlamaları gerekmektedir. Raporumuz, bu modellerin neler olabileceği hakkında bazı fikirler vermektedir.”

Genel karlılık açısından, çoğu katılımcı OEM’lerin önümüzdeki beş yılda en çok kar edecek kurumlar olacağına inanmaktadır. “Her ne kadar katılımcılar, finansal hizmetleri en karlı otomotiv segmenti içerisinde görmeseler de, özellikle sektörün nispeten az gelişmiş olduğu pazarlarda olağanüstü bir potansiyel sunmaktadır.” diye sözlerine devam ediyor Kış.

Kapasite fazlalığı bir sorun, fakat diğer pazarlara ihracat gibi bir çözümü var

Otomotiv üreticileri sektörün geleceğini biçimlendirecek karşı konulamaz değişimler ile boğuşurken, kapasite fazlalığı hem gelişmiş hem de gelişmekte olan pazarlar için öncelikli sorun olmaya devam ediyor. Katılımcıların üçte ikisi ABD’de üretim yoğunluğu olduğuna inanmakta; ABD’yi bu noktada Japonya ve Almanya izliyor. İlginçtir ki, Çin ve Hindistan’ın dikkate değer kapasite fazlalığına ulaşması ancak beş yıl içerisinde mümkün olacak.

“Çin’deki kapasite fazlalığı önemli bir durum, fakat tesislerimize yatırım yapmazsak, satış fırsatlarını kaçıracağız.” Konu hakkında görüşlerini ifade eden Volkswagen Çin’in Yönetim Müdürü Bernd Pichler. “Bu riske değer bir durumdur,” diyor.

Çoğu otomotiv üreticisi yeni pazarlara ihracatın artmasının bir rahatlık sağlayacağını, bununla birlikte yeni pazarlardaki birçok OEM tesisinin ihracat fırsatları gelecekte sınırlanabilir.


[1] Mobilite Hizmet Çözümleri, otomotiv endüstrisinde kullanılan bir terimdir. Bir veya birden fazla sağlayıcının tüketicilere bir aracın kısa süreli kiralanmasını veya farklı taşıma yöntemleri sağlayan ve tüketiciyi “A noktasından B noktasına” mümkün olduğu kadar verimli ve düşük maliyetli bir şekilde taşıyan kapsamlı bir taşımacılık çözümü sunan işletme modellerini ifade eder.

Önder Canözer
1990 yılından bu yana dergi sektöründe her kademede görevlerde bulunan Önder Canözer, 2000 yılında Türkiye'de dijital otomobil yayıncılığını Mynet çatısı altında başlatmıştır. 2010 yılında kurduğu ve bugün Medicon Grup adını alan Medicon Yayıncılık ile Carmedya'yı hayata geçirmiş olan Canözer, bugüne kadar iki binden fazla aracın incelemesini gerçekleştirmiştir.

    Benzer yazılar

    Yukarı