Buradasınız
Home > Dosya > Güvenli Sürüş 5 / Aquaplaning Tehlikesine Dikkat!

Güvenli Sürüş 5 / Aquaplaning Tehlikesine Dikkat!

Merhaba Sevgili okuyucular,

Havalar serinlemeye başladı ve yağmur mevsimi geldi. Bahar aylarının vazgeçilmez unsuru şiddetli yağmurlar da etkisini gösteriyor. Sürücülerin en çok hata yaptığı yol şartlarından biri kaygan zeminlerdir. Gece gündüz ısı ortalamasının 7 santigrat derecenin altına inmesiyle yaz lastiklerinin performansı düşmeye başlayacak, kış lastiklerine geçiş yapılacaktır. Lastik diş derinliği de aşınma nedeniyle ömrünü erken tamamlayacaktır.

Yanlış bilinen bir konuyu da sırası gelmişken düzeltelim. Lastiklerin değişimi için 50 bin-60 bin km gibi bir yol  yapılması şart değildir. Her lastiğin bileşimine (yumuşak veya sert hamurlu olmasına), sürücünün hızlı ve sert kullanımına, yolların bozukluğuna bağlı olarak farklılık gösterir. Bu nedenle lastik diş derinliği ölçülerek, yaz lastiklerinde minimum 2 mm’ye, kış lastiklerinde minimum 3 mm’ye indiğinde, kaç bin km’de olursa olsun bu lastik kullanılmamalıdır. Dişleri aşınmış bir lastik, özellikle yağmurlu havalarda tek başına kaza sebebidir.

AQUAPLANING NEDİR?

Yollarda biriken sular sürücülere ciddi problemler yaşatır. Suya hızlı giren sürücü, su üzerinde lastiklerin tutunmayı kaybetmesi nedeniyle aracın kontrolünü kaybedebilir. Lastiklerin suyu tahliye edebilmesi ve yere tutunabilmesi için diş derinliğinin yeterli olması çok önemlidir. Lastiklerin havalarının düşük olması da su tahliye kanallarının daralması ve daha düşük hızlarda lastik temasının yok olmasına neden olur. Diğer önemli etkenler ise suyun derinliği ve aracın hızıdır. Yol üzerindeki su birikintileri aracın tüm lastikleri ile zemin arasında teması keserse buna aquaplaning veya hydroplaning denir. Türkçeye su yastığı üzerinde kayma diye tercüme edebiliriz. Bunlardan herhangi biri aşırı olduğunda aquaplaning başlayabilir. Su birikintilerini önceden görüp yavaşlayabilmek,  sorunu başlamadan çözmek demektir. Eğer bir virajda aquaplaning’e düşerseniz, virajın dışına doğru geldiğiniz yönde kayıp yoldan çıkmanız an meselesidir.

Sağ veya sol lastikleri derin suya giren ve suyun direnciyle karşılaşan araç, direncin fazla olduğu tarafa doğru aniden dönmeye çalışır. Direksiyonu sıkı tutmak ve gerekli kontrayı zamanında vermek gerekir. Aquaplaning yaşandığında, sürücü genelde araç tepki vermedikçe panik olur, fren yapar veya direksiyonu çevirir. Tutunma herhangi lastikte oluştuğu anda kayma ve savrulma gerçekleşir ve sürücü aracın hakimiyetini kaybeder. Lastiklerin tutunması kalmayınca direksiyon hafifler, krikoya kaldırılmış bir araçtaki gibi sürücünün araca yön vermesi imkansızdır. Suya girildiği gibi aynı yönde çıkılacaktır. Önemli olan sudan çıkıldığı an sürücünün ne yapıyor olduğudur.

KONTROLÜ KAYBETMEMEK İÇİN NE YAPILMALI?

Su yastığı üzerinde kayma başladığında sürücünün yapması gereken şey asla gaza ve frene basmamak, direksiyonu çevirmemektir. Bu durumda en doğru hareket debriyaja basarak, sağa yada sola çekme olacağı için direksiyonu iki elle ve sıkıca tutmaktır. Sudan hangi tarafın önce çıkacağı ve tutunacağı bilinmediğinden, lastiklerin dördü de tutunana kadar fren ve gaz uygulamamak gerekir. Otomatik vites araçlarda gaza basmamak ve direksiyonu düz tutmak yeterlidir. Sudan çıkan ve yere tutunan lastiklerin ani frenleme, hızlanma veya yön değiştirmesini önledikten sonra direksiyonun sertleştiği ve tepki verdiği görülünce aquaplaning sona ermiştir.

YAĞMURDA TAKİP MESAFESİ NE OLMALI?

Yağmurun yolu kayganlaştırdığı ve fren mesafesini uzattığını mutlaka dikkate alarak hızınızı düşürmeli ve takip mesafenizi 3 sn olarak ayarlamalısınız. Önde giden araçların lastiklerinden fıskiye gibi havaya püsküren su tanecikleri görüş alanını daralttığı için tehlikeleri görmekte zorlanılır. Yağışlı havada sizi en iyi fark ettirecek yöntem kısa farların yakılmasıdır. Keza kısa farların yakılması yağışlı havada kanunen zorunludur. Sileceklerinizin de görevini iyi yapması hayati önem taşır. Zincirleme kazalarının sis ve aşırı yağmurlu havalarda daha sık olması görüşün kısıtlanmasıyla ilgilidir. Yağışlı havalarda yola çıkmadan once silecek suyunuzu da tamamlamayı unutmamalısınız. Zemin kayganlaştıkça gazı daha yumuşak kullanmalısınız. Vites değişimini çok daha düşük devirlerde yapmalısınız. Direksiyon hareketleriniz de asla sert ve ani olmamalı. Hız arttığında yere temas eden alanın azaldığı, yağışlı havalarda bunun daha fazla olacağı unutulmamalıdır.

KURBAN BAYRAMINDA TRAFİK KURBANI OLMAK!

Her yıl iki kez yaşadığımız bir dejavu var ki, artık kabus haline dönüştü. Bayram trafiğinde yaşanan kazalar ve kanlı bilançolar!.. Alınan tedbirler ve tüm uyarılara rağmen neden bir türlü kazalar azalmıyor ve olumlu bir gelişme yaşanmıyor sizce? Sürücüler ve yolcular bilseler başlarına büyük bir kaza gelecek çıkarlar mı yola? En tehlikeli ulaşım şekli olduğu rakamlarla sabit karayolunu kullanan tüm vatandaşlarımız ‘nasıl olsa benim başıma gelmez‘ diye düşündüğü için gayet rahat trafiğe çıkabilmektedir. O nedenle pasif güvenliğe (her koltukta emniyet kemeri, koltuk başlığı ayarı) hiç mi hiç önem verilmez.

Geçen gün GÜSEM eğitmenlerinden eğitim alan bir İtfaiye çalışanından minnet ve şükran telefonu aldık. 5 kişi olarak seyahat ettikleri otomobilin direksiyonundaki dostumuz ve yanında oturan arkadaşı emniyet kemerlerini takmış, arkadakiler ise takmamış şekilde 3-4 takla atmışlar. Bu ciddi kazadan önde oturan 2 kişi hafif sıyrıklarla kurtulurken, arkadaki ağır yaralı 3 yolcuyu hastaneye yetiştirmişler. Yani yaralılara yardım edecek kadar iyi durumda kazadan çıkmışlar. Arkadaşın söylediği bir itiraf var ki herkesin üzerinde düşünmesi gerekiyor.  Diyor ki:‘Hocam Allah sizden razı olsun. Ben o gün eğitiminize gelene kadar bir kazadan direksiyona tutunarak kurtulabileceğimi zannediyordum. Eğer emniyet kemerim takılı olmasaydı, bizi hastaneye götürecek kimseyi bulamazdık.‘

Eğitimin önemini gösteren çok güzel bir örnek. Aslında insanımızın ne kadar eksiği olduğunu gösteren, maalesef acınacak halimizin bir resmi…Bu tabloyu düzeltecek kısa zamanda bir sihirli değnek maalesef yok. Ancak herkesin Güvenli Sürücülük Eğitimlerine katılmasını beklemek yerine sadece binek araçlarda değil, minibüslerde, otobüslerde bile tüm yolcuların emniyet kemerlerini taktırmalıyız. Emin olun 5-6 günlük bayram trafiğinde ölü sayısı yarı yarıya azalır. Yani 100 civarında beklenen trafik kazalarında ki kaybımız, 50’lere düşse fena mı olur? İnsan hayatı ülkemizde bu kadar mı ucuz! Bu kadar mı kaderciyiz! Bu kadar kişinin hayatını kurtarmak için birşeyler yapmak o kadar mı zor? Kazaları önleyemeyeceksek, bari daha az zararla kurtulabilmenin yolunu arayalım.

Emniyet kemerlerinizi önde ve arka koltukta takmayı, çocuklarınızı özel güvenlik koltuğunda oturtmayı, kısa farlarınızı gündüzleri de yakmayı unutmayınız…

Hepinize kazasız ve keyifli yolculuklar dilerim.

Yazı: Yener Gülünay

İleri Sürüş Teknikleri Uzmanı

yener@gusem.com

Yener Gülünay / GÜSEM

Önder Canözer
1990 yılından bu yana dergi sektöründe her kademede görevlerde bulunan Önder Canözer, 2000 yılında Türkiye'de dijital otomobil yayıncılığını Mynet çatısı altında başlatmıştır. 2010 yılında kurduğu ve bugün Medicon Grup adını alan Medicon Yayıncılık ile Carmedya'yı hayata geçirmiş olan Canözer, bugüne kadar iki binden fazla aracın incelemesini gerçekleştirmiştir.

    Benzer yazılar

    Yukarı