Buradasınız
Home > Dosya > Güvenli Sürüş 4 / Trafikte Doğru İletişim Kazaları Azaltıyor

Güvenli Sürüş 4 / Trafikte Doğru İletişim Kazaları Azaltıyor

Yener Gülünay / GÜSEM

Merhaba Sevgili okuyucular,

Umarım başlığa bakıp da ‘araç kullanırken telefonla nasıl güvenli konuşulur, böylece kazalar azalır’ sonucunu çıkarmamışsınızdır. Doğru iletişim derken, sürücülerin araç kullanırken ne düşündüğünü ve ne yapmak istediğini trafiği paylaştığı diğer sürücü ve yayalara anlatmak ve uyarmak için kullandığı sinyal, dörtlü ikaz, korna, fren lambalarının yerinde ve doğru kullanılmasını kastetmiştim.

Eminim ki tüm sürücüler, trafik yoğunluğundan, trafik kurallarının hiçe sayılmasından, kaza sayısının fazlalığından, bencil,  saygısız ve hoşgörüsüz sürücülerden şikayetçidir. Bazen kendileri de bilmeden bu gruba dahil olsalar da…

SİNYAL KULLANIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Çoğu zaman dönüş lambasını (sinyal) yakmadan, şerit değiştiren bir sürücü başkalarına saygısızlık yaptığını düşünmez. Hatta sinyal vermeden, hızlı bir kararla ve doğru zamanlamayı tutturarak manevra yapmayı bir ustalık sayar. Sinyal vererek yol isteyen ve yavaş yavaş manevra yapan sürücüler onun gözünde acemidir.

Sinyal veya diğer adıyla dönüş lambası, bir yere sapmak veya şerit değiştirmek için kullanılır.  Sinyal yakıldığında geçiş üstünlüğü sağlamaz. Ne yapmak istediğinizi, yani niyetinizi ifade etmenize yardımcı olur. Etrafınızda seyreden araç sürücüleri ve yayalar da sizi fark eder. Ancak bu daha ilk sinyal yanışında olmaz. En az 2-3 kez sinyal lambasının yanıp sönmesi gerekir ki sizi fark edip herkes ona göre uygun pozisyonu alabilsin. Genelde şerit değiştirmek isteyen aracın sinyalini gören sürücüler,’ önüme geçmesinler’ diye hızlanıp öndeki araca yaklaşmayı tercih ederler. Belki sizi görmemiş, belki de görmezden gelmiştir! Her iki duruma da hazırlıklı olmalı ve yol istediğiniz aracın yavaşladığını veya hızlanmadığını gözlemleyerek, uygunsa manevraya başlamak en sağlıklı hareket olacaktır. Yani sabırlı olmak, sapağa gelmeden çok daha önce sinyal vererek izin istemek şarttır.

ANİ KARAR VERMEYİN

Son anda dönmeye karar vermek yeterli kontrol zamanı kalmadığı için tehlikeli bir manevraya yol açabilir. Bu süreç saygılı ve daha dikkatli olmayı gerektirdiği için çoğu sürücü sinyal vermeden anında manevra yapmayı tercih eder. O kadar sık şerit değiştirirler ki, sinyal verdikleri anda daha düzgün, daha sakin araç kullanacaklarından dolayı pek işlerine gelmez. Unutulmamalıdır ki, manevra öncesi dönüş lambalarını kullanmak trafik kuralları gereği zorunludur. Sinyalsiz ve sık şerit değiştirmek tehlikeli araç kullanmak ve şerit ihlali yapmak demektir.

Sinyal verme gereği duymayan birçok sürücü direksiyonu doğru tutmadığı veya üşendiği için kullanmamaktadır. Direksiyonu dokuzu çeyrek geçe tutan bir sürücü direksiyonun arkasında kalan yüzük parmaklarıyla hem sinyali, hem de sileceği en hızlı şekilde çalıştırabilir. Direksiyonu tek elle tutanlar, sinyali çalıştırmak için direksiyon üzerindeki elini kaldırdığında direksiyon hakimiyetini kaybedebilirler.

HİÇ KİMSEYE GÜVENMEYİN

Başkalarının sinyalini de dikkate alın, ama sakın fazla güvenmeyin. Son ana kadar tersini yapabileceğini düşünerek tetikte bekleyin. Önünde araç olduğu halde hızını azaltmayan sürücülerin, her an önünüze doğru manevra yapması beklenmelidir, sinyal vermesini boşuna beklemeyin.

Trafiğimizde yanlışların ve kazaların azalmasını, saygılı sürücülerin ve yakıt tasarrufunun artmasını istiyorsanız ilk adımı siz atın! Daha az şerit değiştirin ve bulunduğunuz şeridin akış hızına uygun doğru takip mesafesinde seyredin. Yol vermekten gocunmayın, trafikteki değişimi başlatacak olan sizsiniz…

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN, AMAN DİKKATLİ OLUN!

Bayram trafiğinde muhtemel bir kazaya karışmak olasılığı artıyor. Kazaları önleyemeyeceksek, bari daha az zararla kurtulabilmenin yollarını uygulayalım. Size çok basit birkaç önerim var.

– Önde ve arkada emniyet kemerlerinizi doğru şekilde takın.

– Koltuk başlıklarınızı başınıza göre ayarlayın.

– Araç kabininde ağır sayılabilecek ve kaza anında size çarparak zarar

verebilecek sabitlenmemiş hiçbir eşya bırakmayın.

– Hızınızı düşürün! Normalde 130 km/s hızla kendinizi güvende

hissediyorsanız, yüzde15-20 gibi  yavaşlayın ve 100-110 km/s gibi bir

hızla seyahat edin.

– Zorunlu olmadıkça araç sollamayın ve yakın takip etmeyin.

– Yorgun ve uykusuz yola çıkmayın ve sık sık mola verin.

– Sürekli araç geçmeye çalışmayın, aceleci ve sabırsız davranmayın,

saygılı ve soğukkanlı olun.

– Aracınızın bakımlı ve iyi  durumda olduğundan emin olun.

Bu uyarılara kulak verenlerin hayatta kalmalarını sağlayabilirsek, daha sonra Güvenli Sürücülük Eğitimlerine gelme fırsatı yaratılabilir. Şunu herkesin iyi bilmesi gerekir ki, bir kazadan 1-2 sn öncesine sürücüler hiç de hazırlıklı değildir. O an ne yapacağına çok hızlı karar verip, hatasız biçimde uygulayabilmek gerekir.

Sürücülerin en çok çekindiği ve deneyimsiz olduğu durumların başında, şüphesiz kaygan yol şartları gelir. Sadece karda, buzda değil, hafif çamurlu yollarda ve yeni yağan yağmurda da yerler çok kayganlaşır. Güvenli sürücülük eğitimlerinde yapay buz alanı üzerinde yaptığımız pratiklerde bir çok sürücünün yapılmaması gereken herşeyi yaptığını ve çaresizlik içinde kaldığını görüyoruz. Çünkü standart bir sürücünün bu tarz özel durumlarla ilgili bir tecrübesi olması (eğer ileri sürücülük teknikleri eğitimi almadıysa) mümkün değildir.

Doğru fren tekniklerini bilmeyen bir sürücünün kullandığı araca hakim olması söz konusu değildir. Eğitimlerimize gelen sürücülerin defalarca denemeden sonra bile freni ve direksiyonu gerektiği gibi kullanamadıklarını gözlemliyoruz. Bu şu demek; eğitimde çarptığı her kuka, aslında onun yapacağı bir kazayı gerçek hayatta yapmaması anlamını taşıyor. Askerde öğrendiğimiz bir sözle yazıma son vermek istiyorum.

Eğitimde ter dökmeyen, savaşta kan döker!

Her zaman olduğu gibi emniyet kemerlerinizi önde ve arka koltukta takmayı, çocuklarınızı özel güvenlik koltuğunda oturtmayı ihmal etmeyiniz.

Hepinize kazasız ve keyifli yolculuklar dilerim.

Yazı: Yener Gülünay

İleri Sürüş Teknikleri Uzmanı

yener@gusem.com

Önder Canözer
1990 yılından bu yana dergi sektöründe her kademede görevlerde bulunan Önder Canözer, 2000 yılında Türkiye'de dijital otomobil yayıncılığını Mynet çatısı altında başlatmıştır. 2010 yılında kurduğu ve bugün Medicon Grup adını alan Medicon Yayıncılık ile Carmedya'yı hayata geçirmiş olan Canözer, bugüne kadar iki binden fazla aracın incelemesini gerçekleştirmiştir.

    Benzer yazılar

    Yukarı