Buradasınız
Home > Dosya > “Genç Nüfusa Yaşlı Araç Parkı”

“Genç Nüfusa Yaşlı Araç Parkı”

Türkiye’de otomotiv sektörünün çağdaş, çevreye duyarlı, uluslararası rekabet gücüne sahip daha güçlü bir yapıya kavuşması için çalışmalar gerçekleştiren Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD), otomotiv sektörüne yönelik politikaların tasarım süreçlerine katkıda bulunmak amacıyla Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ile birlikte hazırladığı raporu, ODD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bayraktar, ODD Genel Koordinatörü Dr. Hayri Erce ve TEPAV Proje Koordinatörü Ozan Acar’ın katılımıyla gerçekleştirdiği basın toplantısında basın mensupları ile paylaştı.

ODD ve TEPAV tarafından ulusal ve uluslararası kaynaklardan derlenerek hazırlanan,  Türkiye’de otomotiv sektörünün mevcut durumunu analiz ederken farklı ülkelerle karşılaştırmalı olarak ele alan rapora göre Türkiye, otomobil sahipliği konusunda da birçok ülkenin gerisinde. Kişi başına düşen otomobil sayısı benzer kentleşme ve gelir seviyesine sahip ülkelerden çok daha az.

Ülkemizde otomobil sahipliği; dünya ortalamasının altında, ABD’nin altıda biri, Batı Avrupa’nın dörtte biri oranında

“Dünya ve Türkiye Otomotiv Sektörü, 2013” raporuna göre; Avrupa’nın en genç nüfusuna ancak en yaşlı araç parkına sahip ülkesi Türkiye. İngiltere, Fransa, Almanya ve İspanya, ortalama 40 yaş civarındaki nüfuslarına rağmen, 7 ile 10 arasında seyreden araç parkı yaş ortalamasına sahipler. Nüfusu 29 yaş ortalamasına sahip Türkiye’de ise ortalama araç parkı yaşı 16 gibi yüksek bir düzeyde seyrediyor.

Bin kişiye düşen otomobil sayısı ABD’de 919, Doğu Avrupa ülkelerinde 326, Batı Avrupa ülkelerinde 611, Kore’de 356 iken Türkiye’de 151. Tüketicilerin gelir ve kredi imkânları arttıkça otomotiv ürünlerine olan talep yükselse de henüz yeterli seviyeye ulaşılabilmiş değil.

Türkiye’deki araçların yarısı 12 yaşından büyük…

Türkiye’de Araç parkı 90’lı yılların başında 1,5 milyon adet civarında iken 2012 sonu itibariyle 13 milyon adede ulaşmış durumda. Toplam araç parkımızın yarısı 12 ve üzeri yaştaki araçlardan oluşuyor. 16 ve üzeri yaş grubunu oluşturan araçların oranı yüzde 32, 20 yaş ve üzeri araçların oranı ise yüzde 21. Bu tablonun hem ekonomiye hem de çevreye ciddi zararları bulunuyor.

Ekonomik büyümenin ilacı; otomotiv sektörü…

Dünya otomotiv sektörü 85 milyar Euro Ar-Ge yatırımı, 433 milyar Euro vergi geliri, 2 Trilyon Euro cirosu ile dünyanın 6. büyük ekonomisi ile eşdeğer düzeyde. 20 civarında ülkede faaliyet gösteren yaklaşık 50 motorlu taşıt üreticisi toplamda 50 milyonluk büyük bir istihdam yaratıyor. Dünya otomotiv pazarının 2028’e kadar yıllık ortalama yüzde 3,5 büyümesi bekleniyor. Türkiye otomotiv pazarı ise yüzde 0,97 pay ile 19. sırada. Dünya Otomotiv Üretiminin yıllık ortalama artış yüzdesi de 3,5. Türkiye otomotiv üretimi 2012 yılında yüzde 1,26 pay ile 16. Sırada. Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya’nın oluşturduğu BRIC ülkelerinin oldukça gerisinde yer alıyor. Avrupa sıralamasında ise satışta 5’nci, üretimde 6’ıncı sırada.

Otomotiv sektörü yılda 19 milyar doların üzerinde ihracat ile Türkiye’de ihracat yapan sektörler arasında ilk sırada yer alıyor. 400 bin kişilik istihdamımızla ekonomide ciddi bir ağırlığımız var. Bu etkileyici ancak daha fazlası mümkün. Otomotiv üretimi batıdan doğuya doğru kayarken Türkiye’nin de bu gelişmelerden pay alması ve alanını genişletmesi büyük önem taşıyor.

Sektörün yıllar itibariyle ortaya koyduğu dış ticaret dengesi de dikkate değer. Otomotiv sektörü 2006 yılından bu yana, 7 senedir (2011 hariç) dış ticaret fazlası veren bir sektör oldu. Sadece motorlu taşıtlardan oluşan dış ticaret fazlası 7 yılda 12 milyar 446 milyon ABD dolarına ulaştı. Otomotiv sektöründe rekabet gücünü geliştirecek adımların atılması, ekonomimiz açısından genel bir sorun olan dış ticaret açığının azaltılması konusunda da büyük katkı sağlayacaktır.

Sektör üzerindeki vergi yükü, OECD ülkeleri ortalamasının üzerinde

Sektör üzerindeki vergi yükü araç satışından bakımına kadar pek çok aşamada kendini gösteriyor. Otomobilin satışından ve kullanımından doğan vergilerin 5 yıl sonundaki toplamı yaklaşık olarak o otomobilin vergiler dahil satış fiyatına ulaşıyor. Özellikle ÖTV oranları, talep artışını önemli ölçüde engelliyor.

Önder Canözer

1990 yılından bu yana dergi sektöründe her kademede görevlerde bulunan Önder Canözer, 2000 yılında Türkiye’de dijital otomobil yayıncılığını Mynet çatısı altında başlatmıştır. 2010 yılında kurduğu ve bugün Medicon Grup adını alan Medicon Yayıncılık ile Carmedya’yı hayata geçirmiş olan Canözer, bugüne kadar iki binden fazla aracın incelemesini gerçekleştirmiştir.

Benzer yazılar

Yukarı